15 Ekim 2015 Perşembe

Sosyal fobi bazı kişilerde görülen bir rahatsızlıktır. Yani buna diğer anlamı ile özgüven eksikliğindeki büyük etki de diyebiliriz. Neden mi ? Sosyal fobik kişiler toplumda rahat olamazlar, her zaman utanırlar ve insanlarla bir arada bulunamazlar Belirgin bir korku duyarlar. Duydukları bu korkunun saçma olduğunun farkındalardır, ama bunu her zaman yaşarlar.
 Eleştirilmeye, olumsuz değerlendirilmeye, reddedilmeye aşırı duyarlılık, hakkını savunmada güçlük çekme, aşağılık duygusu veya özgüven düşüklüğü vardır.
Sağaltımda antidepresanlar, duyarsızlaştırma, seans sırasında deneme, ev ödevleri, yüzleştirme gibi davranışçı psikoterapi yararlı olabilir.


Devamını oku ...

29 Eylül 2015 Salı

Web Nedir? Web Siteleri ve Web Kayıt

Webinternet üzerinde yayınlanan birbiriyle bağlantılı hiber metin elemanlarından oluşan bir bilgi sistemidir. Web kelimesi, İngilizce anlamıyla kumaş dokusundan esinlenerek verilmiş bir isimdir. Dilimizdeki karşılığı ise ağ kelimesidir. Web; internet üzerinde yazı, resim, grafik, video ve seslerden oluşan verileri uzaktaki bir bilgisayara ileten internet servislerinin tümünü kapsar.

Web Siteleri

Bilgisayar üzerinden ulaştığımız her bir web dokümanına web sayfası denir. Web sitesi ise bir bireyin oluşturduğu web sayfalarının bir araya gelerek oluşturduğu bütüne verilen isimdir. Web sitesi kavramı ilk defa 1991 yılında geliştirilmeye başlanmıştır. 1993 yılında CERN tarafından www ön eki kullanılarak ilk defa kullanıcıların ulaşabileceği şekline getirilmiştir. Her web sitesinin kendine özel bir adresi bulunmaktadır. URL ismi verilen bu adresler web sitesinin internet üzerindeki yerini belirlerler. Web sayfaları HTML adı verilen bir yazılım dili ile yazılır ve geliştirilirler. Bu yazılım dili; ses, yazı ve video gibi içeriklerin oluşturulmasını sağar.

Web Kayıt 

Web sitelerinin çoğunluğu içerisinde bulunan bilgilere ulaşabilmeniz için kayıt olmanızı ve bilgilerinizi vermenizi isterler. Web ortamında çoğu insanın kayıt olduğu ilk yer mail servisleri olur. Bir mail adresi edindikten sonra diğer web sitelerine kayıt olmak daha kolay olacaktır. Çünkü web siteleri kayıt aşamasında sizinle iletişime geçebilecekleri bir e-mail adresi istemektedirler. Fakat WM Aracı, alanında bir ilke imza atarak üyelik sırasında mail aktivasyonu yerine SMS aktivasyonu gibi çok daha pratik bir yöntem kullanıyor. Siz de aşağıdaki bağlantıya tıklayarak WM Aracı'na kayıt olabilirsiniz.


Devamını oku ...

27 Eylül 2015 Pazar

SINAV KAYGISI?

sınav-kaygisi

Kaygı, bireyin dış ortama uyum çabasında yaşadığı korku, gerilim, sıkıntı gibi koruyucu tepkidir. Kişinin kontrolü dışına çıktığında problem oluşturur ve yaşamın işlevselliğini aksatır.
Sınav kaygısı ise, sınava hazırlanan kişilerin yaşadığı, ders çalışmayı planlayamama, ders çalışamama, öğrendiklerini sınavda kullanamama,dikkatlerin dağılması, bilinen konuların hatırlanmaması, mide bulantısı,terleme, baş ağrısı, uyku bozukluğu,, gerginlik, sinirlilik, yapamayacağım düşünceleri gibi bir çok fizyolojik, davranışsal,duygusal ve zihinsel belirtileri olan kaygı durumudur.
Kaygı ve korku kavramları farklıdırlar. Korku, kaygının daha yerleşik bir biçimidir. Korku yaşanan ortamda, gerçekçi bir fiziksel tehdit söz konusudur. Örneğin; yılandan kaygılanmayız, korkarız. Bunun aksine, kaygı yaşanan durumlarda yorumlara dayalı, benliğe yönelik sanal bir tehdit vardır. Bilgimizin sınandığı sınavlardan ya da yeni bir iş başvurusunun ardından insan kaynakları uzmanı ile yaptığımız görüşmeden korkmayız, kaygılanırız. Tüm bunlara ek olarak, korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir, biz sadece bildiğimizi zannederiz. Korku, kaygıdan daha kısa sürelidir. Yani, korku duygusuna vesile olan durum ya da obje ortadan kalktığında kişi rahatlar. Fakat, kaygı daha genel bir durumdur, uzun süre devam eder.
Bir öğrencinin eğitim-öğretim hayatı boyunca biriktirdiği bilgiyi, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarısının düşmesine yol açan yoğun kaygıdır. Buradaki önemli nokta, kaygının performans üzerinde olumsuz bir etki yaratmasıdır. Yoksa, sınava girecek bütün herkes kaygı yaşar ki belli bir seviyeye kadar olan kaygı yararlıdır, uyanıklık sağlar, koruyucudur, dikkati toplamaya yardımcı olur ve öğrencinin motivasyonunu arttırır. Kaygının hiçbir zaman “0” düzeyine inmesi faydalı değildir, çünkü uyanıklığı ve motivasyonu yok eder.
Sınav Kaygısının Başlıca Nedenleri;
Sınav kaygısının en çok karşılaşılan sebebi sınava yeteri kadar hazırlanmamış olmak; zamanı etkin kullanamamak, konuların yetişmemesidir.
Anne baba tutumları; sınava farklı anlamlar yüklenmesi, tutarsız ve yüksek beklenti, reddedici ve küçümseyici tutumlar, kaygılı anne ve babanın fark etmeden bu özellikleri çocuğa aktarması.
Kişinin duyguları, deneyimleri ve inançları ile ilişkili olan başarısızlık korkusu, çaresizlik hissi ve sınavı kendilik değerine karşı bir tehdit olarak görme sınav kaygısına sebep olur.
Eğer birey başarısızlıkların abartıldığı, başarıların küçümsendiği, sürekli başka yaşıtları ile karşılaştırıldığı, belirli bir düzeyin altındaki başarısının başarısızlık olarak görüldüğü bir ortamda yaşıyor ise sınav kaygısı geliştirme riski oldukça fazladır.
Fizyolojik ihtiyaçların karşılanmaması; düzenli beslenmeme, düzenli uykunun olmaması
Sınav Kaygısıyla Baş Etmek İçin;
Sınav kaygısını en az düzeye çekmek ve aşırı kaygıdan kurtulmak için öncelikle bireye özgü olan kaygının nedenlerini iyi saptamak gerekir.
Yüksek gerilim ve stres düzeyinin azaltılması, olumsuz felaket düşüncelerinin değiştirilmesi, zamanın iyi planlanması, uygun olmayan çevre koşullarının iyileştirilmesi, daha önceki olumsuz sınav deneyiminin olumsuz etkisinin azaltılması, çalışma ve etkin öğrenme tekniklerinin kullanılması, dikkat eksikliklerinin giderilmesi, sınav sonucunun gerçek analizinin yapılması gerekir.
Sınav kaygısıyla baş etmede, kaygıyı bastırmak yerine onu kabul etmek, tanımak ve kontrol altına almak daha iyi bir yöntemdir.
Uyku ve yemek düzenine dikkat edilmelidir, fizyolojik ihtiyaçlar dengeli bir biçimde karşılanmalıdır.
Anne babaların sınavların kişiliği değerlendirmediğini, kazanmanın ve kaybetmenin hayatın bir parçası olduğunu kabul etmeleri ve çocuklarına bu bilinci vermeleri gerekir.
Anne babalar çocukları başkasıyla kıyaslamamalı, olumsuz yönlerden çok olumlu yönlere vurgu yapılmalıdır. Olumsuz algı kaygıyı arttıracağından, güven verici ortam oluşturulmalıdır.
Gerçekçi hedefler konulmalı, uygulanabilir çalışma programı yapılmalıdır.
Sınav kaygısının bazı durumlarda otoriteyle çatışma gibi ciddi dinamik nedenleri olabilmektedir.  Bireyin güven duygusunun arttırılması, kendinin önemli, başarılı ve değerli görmesi, rahatlıkla başarabileceğini düşünmesi gerekir. Bunu aile ve sosyal çevre desteği ile sağlayamıyorsa uzman desteği alınmalıdır. Bilinçdışına ulaşılan hipnoz tekniği ile sınav kaygısı azaltılmakta ve rahatlatıcı, olumlu telkinler verilmektedir. Özgüven desteği sağlanan kişi kendine güvenmekte, sınava karşı kaygı dolu bakış açısı değişmektedir.
Devamını oku ...

13 Mayıs 2014 Salı

Optik İlüzyon Testi

Sorumuz basit. Resimde ne görüyorsunuz?

Optik İlüzyon Testi

Pofuduk iki adet havlu mu yoksa, mavi bir havlu ve pofuduk bir köpek mi? Aman köpeğinizle kurulanmayın!

Devamını oku ...

Psikoloji Testleri - 2

Merhaba arkadaşlar.Sık sık test yapıp soru ve sorunlarınıza yardımcı olmaya çalışıyoruz.Basit bir testle başlayalım (testler psikoloji ile alakalıdır) verilen bir kısım cevaptan sonra gerekli cevap tarafınıza ulaştırılacaktır.

SORU 1 : 

ALTTAKİ RESİMDE NE GÖRÜYORSUNUZ?

Psikoloji Testleri - 2

(yapılan yorumlardan sonra cevaplar teker teker gönderilecektir)

Devamını oku ...

3 Nisan 2014 Perşembe

Farklı farklı 84 uyku hastalığı bulunuyor!

Merhaba arkadaşlar.Uzun bir zamandır sizlerle birlikte olamıyorduk.Bunun sebebine zaman kısıtlılığı diyelim.
Her neyse,artık her gün beraberiz diye bilirim.Sorularımıza-sorunlarımıza birlikte çözüm aramaya hepimiz yardımcı olmaya çalışacağız.

Farklı farklı 84 uyku hastalığı bulunuyor!

Bugün 84 farklı uyku hastalığından bahsedeceğiz arkadaşlar.Gerçekten şaşırtıcı ama doğru bir bilgidir.Bizzat kendim araştırdım.

Uyku bozuklukları kişilerde gün içerisinde 84 farklı şekilde ortaya çıkıyormuş arkadaşlar.

Uyku bozuklukları, kişilerde gün içi saatlerinde aşırı uyuklama hali, yorgunluk, dikkatini toplayamama, unutkanlık, karar vermede zorluk, çabuk kızma, depresyon, kaza ve yaralanma tehlikesinde artış gibi etkilere neden oluyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'ne göre "uyku terörü"nden karabasana, uyurgezerlikten horlamaya kadar toplam 84 farklı uyku hastalığı ve bozukluğu bulunuyor.


Nöroloji Uzmanı Dr. Nebahat Bilici, çocuklarda görülen uyku terörü ve uyku hastalıkları konusunda bilgi verdi.
Küçük çocukta 'uyku terörü'
Genellikle 4–5 yaş arası çocuklarda görülen "uyku terörü", meydana geliş şekli düşünüldüğünde oldukça korkutucu bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Uyku terörü bozukluğu olan çocuk, çığlık atarak uyanıyor, yüzünde korku ifadesi bulunuyor, çarpıntı ve terlemesi oluyor. Bu durumdaki çocuğa telkinde bulunulsa bile yanıt vermiyor; el-kol hareketleri yaparak kendisini size karşı savunmaya çalışıyor. Tüm bunlar olurken çocuk bu süreçte hiç uyanmıyor. Bu durum genellikle 30 saniye kadar sürüp geçmekle birlikte 15 dakikaya kadar uzayan olgular da oluyor. Çocuk büyüdükçe kendiliğinden iyileşme olduğu için ilaç tedavisine gerek kalmıyor.

Konu ile ilgili sorularınızı yorum yaparak bırakabilirsiniz,diğer yazımızda görüşmek üzere..
Devamını oku ...

9 Mayıs 2013 Perşembe

Psikologa neden gitmiyoruz ?

İnsanların. toplumun baskısı bireyleri yapması gereken davranışlardan uzaklaştırır. İlk olarak neden psikologa gitmiyoruz sorusunu cevaplandıralım. Düşünün psikologa gittiğinizi bilen bir arkadaşınız size "Sen deli misin ?" diyebilir. Ama insanın gelişmiş ülkelerde psikolojik destek almak normal bir grip için doktorunuza başvurmanız gibi bir şeydir. Toplumda her insanın bir defa psikologa gitmesi gerekir. Sorun artmaya başlayınca değil, sorun daha kendini büyük ölçüde göstermeden yardım alınmalıdır. Çünkü unutulmamalıdır ki psikologa gitmediğiniz her dakika sorunlarınız artacaktır. Peki bir araştırmaya göre Türkiye'deki insanların neden psikologa gitmedikleri veya diğer gelişmiş ülkelere oranla çok az gittikleri araştırılmıştır. Sonuçlar şu şekildedir :


Psikolog veya Psikiyatr'a gidememenizin en önemli nedeni nedir?
  1. Danışma ücretleri çok yüksek 65.18% (25240)
  2. Kime gideceğimi bilemiyorum 13.82% (5353)
  3. Onlara Güvenemiyorum 8.66% (3353)
  4. Damgalanmaktan korkuyorum 7.06% (2733)
  5. Yaşadığımız yerde yok 5.28% (2044)

Psikologa gitmiyor musunuz ? Neden ?
Devamını oku ...
 
tekno arşiv,tekno arsiv,teknoloji blogu,güncel haberler,oyun,dijital,teknoloji,donanım,portal,yazılım,haber,güncel,teknolojix